"Ağrım olsa bağıramam, aslan görsem kaçamam, kuyruğu ne de tatlı dersiniz ama avcı vurunca afiyetle yersiniz, çok da üşüdüm, kürkümü geri verseniz.. Tavşanım ben, keşke dostum olsan sen.." (Tawşi)

2 Eylül 2012 Pazar

TAVŞAN ADALARINA YARDIM



           Mart 2012 tarihinde arkadaşım İris ile İstanbul Haliç'teki Tavşan Adası'na gidip çuval çuval ekmek, yem, sebze dağıttığımızı, onların nasıl bir sefalet içinde yaşadıklarını, sularının bile kuruduğunu, etraftaki evlerden hep ölülerinin görüldüğünü, tinercilerin bu adaya dadandığını yazmıştım. Ayrıca tüm bunların sorumlusunun bir de belediye başkanı olduğunu!!! Üstüne de Park ve Bahçeler Müdürlüğü'nün tavşanlarla ilgilenmediğini de..  Sen adada yaşam var mı yok mu diye millete ispatlamak için cahilce 2 tavşan bırakacaksın, onların hızla nasıl ürediğini bilmeyecek şekilde sorumsuzca davranacaksın, sonra da sayısı üç bine dayanan, soğukta donarak ölen, susuzluktan kuruyan, açlıktan kemikleri sayılan, sokak köpekleri ve tinercilerce öldürülen, uyuz hastalığına yakalanan tavşanlara sonra sırtını çevirip gideceksin, sonra da buna Fatih ya da Eyüp Belediye Başkanlığı diyeceksin.. 
             Bu sadece İstanbul'daki bir adadaki tavşancıkların kaderi, daha birçok ilde niceleri var. Bir de popülasyonu düşürmek için tavşanların adadan alınıp ormana salınıp orada kendilerince öldürülmelerini isteyen akbaba gibi bekleyen, spor yaptıklarını sanan ama vahşetten başka hiçbirşey yapmayan avcılar var. Ayvalık Saman Adası, Bodrum Gümüşlük Adası da diğerleri.. Ve daha bilmediğimiz niceleri..
              Sizlerden tek dileğim biraz belediyelerin telefonlarını çaldırmanız ve bu adalara yiyeceklerle bir gidip ziyaret etmeniz..


            

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.