"Ağrım olsa bağıramam, aslan görsem kaçamam, kuyruğu ne de tatlı dersiniz ama avcı vurunca afiyetle yersiniz, çok da üşüdüm, kürkümü geri verseniz.. Tavşanım ben, keşke dostum olsan sen.." (Tawşi)

9 Şubat 2015 Pazartesi

HAATCHI VE KÜÇÜK DOSTU

Hayata birlikte tutundular

Koton Kitap’tan çıkan ‘Haatchi ve Küçük Dostu’, yaşama beraber tutunan kas hastası bir çocuk ile şiddete maruz kalmış sakat bir köpeğin dostluk hikâyesini anlatıyor.

Hayata birlikte tutundular

Haatchi, İngiltere’nin başkenti Londra’da henüz beş aylıkken tren raylarına bağlandığı için kuyruğu ve sol arka bacağını kaybetmiş bir Anadolu çoban köpeği. Onu raylara bağlı vaziyette bulanlar, daha köpeği kurtaramadan bir trenin daha yaklaştığını görüyor, şahit olduklarına inanamıyorlar. Haatchi, rayların tam ortasında, bağlı olduğu yerde vücudunu yere yatırıyor. Bedenini iki rayın arasındaki boşluğa yapıştırıyor ve kafasını da eğerek trenin, üstünden, ona zarar vermeden geçmesini sağlıyor. Tren geçtikten sonra kafasını kaldırıp hayretler içinde kalan demiryolu görevlilerine yakaran gözlerle bakan Haatchi, oradan hemen kurtarılıp tedavi edilmiş. Çok kan kaybetmiş ama bir bacak, bir de kuyruk feda ederek hayatta kalmayı başarmış...


Owen ise henüz 8 yaşında bir çocuk. Dünyada sadece 100 kişide bulunan bir kas hastalığı olan Schwartz-Jampel Sendromu’yla mücadele ediyor. Her gün dayanılmaz ağrılar çekiyor. Kaslarının kontrolsüzlüğü ve aşırı kasılmasından ötürü yürüyemiyor. Dolayısıyla hayatının büyük bölümü tekerlekli sandalye üstünde geçiyor.

GELİRİN BİR KISMI ÇOCUK VE HAYVANLARA


Bu ikilinin bir araya gelmesiyle bakın nasıl bir umut hikâyesi doğacak... Her şey Haatchi için internete verilen sahiplendirme ilanını gören Owen’ın ailesinin, Haatchi’nin oğulları için mükemmel bir dost olacağını düşünerek köpeği sahiplenmesiyle başladı. Kuyruğu ve bir bacağını kaybettikten sonra şans eseri hayatta kalan Haatchi ile dayanılmaz ağrılara küçücük yaşında göğüs germeye çalışan Owen, buluştukları günden beri birbirlerinin en yakın dostu oldular. Bugün aralarındaki özel iletişimleriyle birbirlerine daima ne kadar değerli olduklarını hatırlatıyorlar. Haatchi’yle tanışmadan önce insanlarla iletişim kurmaktan çekinen ve evinden hiç çıkmak istemeyen Owen, Haatchi’nin hayat enerjisiyle yeniden yaşam sevinci kazandı. Dışarı çıktıklarında artık kendi acısını değil, Haatchi’yle buluşmalarına dair mutlu hikâyelerini anlatıyor...
İnsanlara umut aşılayan ikilinin etkileyici hikâyesini, 1961 İngiltere doğumlu eski gazeteci ve biyografi kitapları yazarı Wendy Holden kitaplaştırdı. Koton Kitap tarafından ‘Haatchi ve Küçük Dostu’ adıyla yayımlanan kitap, Arın Rubacı çevirisiyle Türkçede. Satılan her kitabın 1 TL’si Yaşam Hakkına Saygı Derneği’ne, 1 TL’si de Türkiye Kas Hastalıkları Derneği KASDER’e bağışlanacak.
http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/keyif/28143501.asp?utm_source=oku.net&utm_medium=site&utm_campaign=trafik

7 Şubat 2015 Cumartesi

SARIYER BELEDİYESİ MAMA-MATİK


       Çin’in uluslararası haber ajansı Xinhua’dan gelen medya mensupları, Sarıyer Merkez’de faaliyette olan Mama-Matik hakkında Sarıyer Belediye Başkan Yardımcısı Yüksel Tutak ve Sarıyer Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Ayhan Akbulut’tan bilgi aldı. Başkan Yardımcısı Yüksel Tutak; amaçlarının hem çevreyi korumak, hem hayvan dostlarımıza yiyecek ve içecek konusunda destek vermek hem de ekonomik anlamda tüketiciyi bilinçlendirmek olduğunu söyledi.
       Fikrin büyüsüne kapıldıklarını ve bu olayı haber yapmak için geldiklerini söyleyen Çinli televizyoncular, bu doğa ve hayvan dostu makinaların Çin’de de kullanılmasını arzuladıklarını ifade ettiler.

Tawşi der ki; Sokak hayvanları için oldukça güzel bir gelişme ama eyyy Çin halkı ve çekik gözlü muhabir ablamız, sizler kedi, köpek yemekten sokakta hayvan mı bıraktınız, hepsini katledip duruyorsunuz, yaptığınız işkenceler tüm Youtube'de, bizle dalga mı geçiyorsunuz, bizim yetkililerimiz bunu size neden soramamış merak ediyorum. İstinye'deki dostlarımız için de mama-matik istiyoruz, işte videosu;

http://sariyer.tv.tr/v/28213/hayvan-besleme-noktalarinin-mamamatk-temzlk-ve-bakimlari-dzenl-b#.VNZeYLCsXOI

GÜNÜN DOSTU


5 Şubat 2015 Perşembe

ÜCRETSİZ BEYAZ UZUN TÜYLÜ GOLDEN RETRİEVER VE BEYAZ LABRADOR

Dün gördüğüm bu köpeğe sahiplenmek istiyorsanız lütfen hemen okuyun;



















http://tawsim.blogspot.com.tr/p/tavsan-ilanlari.html

http://www.petarkadas.com/petbul/ilan-golden-tuylu-istanbul

GÜNÜN DOSTU

Yavru ahtapot


        Ahtapotlar yavrularını çok gizli yerlere saklarlar düşmanlara karşı her zaman yavrularını korur. Aç kaldığında yavrularını bırakmamak için 8 bacağından 1 tanesini yer ve yavrularına baktıktan sonra ölürler. İşte salatasını yediğiniz ahtapot böyle düşünceli bir hayvan..

GÜNÜN SORUSU: ERKEK TAVŞANLARIN İLİŞKİSİ





       Merhaba, bu çok yaşanan bir olay çünkü erkek tavşanlar 3,5-4 aylıktan itibaren ergenliğe girerler ve kızışma dönemi yaşarlar. Etrafta dişi bir tavşan da yoksa onlar için erkek tavşan, kedi yavrusu, tavuk, battaniye, oyuncak ayı gibi şeylerin önemi yoktur. Ya erkekleri kısırlaştırıp bir dişi alacaksınız ya da bu durumu kabulleneceksiniz çünkü erkekleri kısırlaştırmazsanız ve bir dişi tavşan edinirseniz 1 yılda 500 yavru tavşanınız olur ayrıca dişi tavşanı da bu iki erkek tavşan kısa sürede öldürür hatta onun için kendi aralarında ölümcül kavgalar edebilirler. 

3 Şubat 2015 Salı

İSTANBUL VELİEFENDİ HİPODROMU'NDA ŞOK PROTESTO!

 

        Bu sefer bir jokey faul yaptı diye protesto çekilmedi, atlara kırbaç vurulmasın ve özgür bırakılsın diye yapıldı, uzun yorumum yine en altta, işte olay;



İstanbul Veliefendi Hipodromu'nda bugün 4. koşu sırasında piste giren ve Canlı Yaşam Kuşağı adlı gruba üye oldukları iddia edilen 5-6 kişi, üzerinde, "Bakımın karşılığı kırbaç olamaz, para hayvanı esir almaz" yazılı bir pankartla piste girdi.

Sentetik pistteki koşuda safkanlar son 400 metreye girdiği sırada, öğrenci oldukları ve CANLI YAŞAM KUŞAĞI adlı bir gruba üye oldukları iddia edilen 5-6 kişi ellerinde bir pankartla pistin içine girdi. 
Ellerindeki pankartı açan grup üyeleri, hem kendilerinin hem atların ve jokeylerin sağlığını ciddi şekilde riske attı.
Söz konusu kişiler piste girdiği anda, ne olduğunu anlamaya çalışan bazı jokeyler yarışa devam edip etmemekte kararsız kaldı. Yarış sırasında aprantisi Tolgahan Keresteci'yi düşüren ve başıboş kalan Lideray adlı atın protestoculara çarpmaması onlar adına büyük bir şans oldu.
Atların bulundukları yerden geçmelerinden sonra kaçmaya çalışan protestocular, Hipodrom Güvenlik Birimi elemanları tarafından yakalandı.
Yakalanan protestocuların açtıkları pankartta “BAKIMIN KARŞILIĞI KIRBAÇ OLAMAZ, PARA HAYVANI ESİR ALAMAZ" yazdığı ve protestocuların TJK Güvenlik Birimlerince olay yerine gelen Emniyet Mensuplarına teslim edildiği öğrenildi. (yarisdergisi.com)
http://www.hurriyet.com.tr/spor/diger/28106797.asp

Tawşi der ki; "At ayrışları modern toplumlar için sosyal bir ihtiyaçtır." bu sözü söyleyen ulu önderimiz Atatürk'tür, günümüzde artık modern toplum filan kalmadı tabi, at yarışları heyecanlıdır da ama ülkemizde gerektiği gibi yapılmıyor. İyi atlar birer para kasasıdır, tek büyük bir yarışta bir at trilyonlar kazanabiliyor ama bu nasıl ve ne şartlarda? Bazı at sahipleri atını kendi çocuğu gibi sever, ona gereksiz yüklenmez, en çok ayda bir koşturur, biraz hastalansın, pist ve hava şartları kötüleşsin veya çok sert rakipler gelsin atını hemen yarıştan çeker, atların da diğer sporcu insanlar gibi doping yapması yasaktır sonuçta bu bir yarış ama daha doping listesine gelmeden önce at sahibinin atlarıyla ilgilenen veterineri veya seyisi bu ilaçları araştırır ve hemen getirtip ata verirler, at da Hüseyin Bolt gibi koşar. Bu olay farklı ilaçlarla sürekli tekrarlanır, ata sürekli ilaçlar enjekte edilir, içirilir, at her hafta koşup birinci olur, herkes şaşırır, Arap atıysa yarışseverlerce kesin İngiliz denilir ve kısa bir süre sonra at umulmadık bir yarışın ortasında sakatlanır, yarışı bile bitiremez, sonra birden ortadan kaybolur, ya aşıma gider ya da satışa.. Onun artık GDO'lu domatesten bir farkı yoktur, vücudunda kan yerine doping dolaşıyordur. İşte atçılıkta bu yüzden iyi zannedilen atlar uzun yıllar şampiyonluklarını sürdüremez. Geldik diğer kısımlara.. TJK tarafından kanun çıkarılmalıdır, aynı atlar her hafta koşturulmamalıdır, bir koşusundan sonra en az 2-3 hafta dinlenmelidir ama bakıyorsunuz bir at pazartesi koşuyor sonra diğer pazartesi yine aynı at, çok yanlış, tabi ki çatlarlar.. Aprantiler çok bilinçsiz yetişmektedir, örnek vereceksek her apranti daha ilk yarışında attan düşmektedir, ayrıca iyi jokeyler de sürekli düşmektedir. İnanılmaz fauller görülmemektedir, ayrıca bir at ve jokey devrildiği an diğerleri de ona takılıp devrilmektedir, bu  gerçekten şaka gibi çünkü yurtdışı yarışlarına baktığınızda bir at ve jokey devrildiği an diğerleri sağ ve sola aynı anda çok nizami bir şekilde açılırlar ve düşeni geride bırakırlar, kimse kimseye takılmaz. Ata binmek çok iyi öğretilmelidir.  En önemli diğer sorun ise kamçıdır. Son 600'de arada 10 boy fark varken atını döve döve getiren jokey ve aprantileri kınıyorum! Hele geçen gün ABD yarışlarında atına gizlice elektro şok veren jokeyin meslekten menedilmesi gerekmektedir. Toparlarsak, atların da canı vardır, onlar birer yarış arabası değildir, hor görülmemelidirler, sürekli ilaç basılmamalıdırlar, gözünüzü para hırsı değil hayvan sevgisi bürüsün.. 



Halis Karataş ve Turbo


GÜNÜN DOSTU


2 Şubat 2015 Pazartesi

GÜNÜN DOSTU


DEMİR TOPUN KAHRAMANI


  
      İlk sahibim beni İstanbul'da ormana bir çöp poşedi içine terketti, beni arabadan fırlattı gitti. Şansım vardı ki bir hayvansever, içinde havasızlıktan öleceğim poşedi kımıldattığımda farketti. O günden sonra hayatım değişti. Adıma blog açıldı, tavşan olmanın kitabı yeniden yazıldı. Bir de mutsuz olmayayım diye bir sevgilim oldu, Milky.. Onu da benim gibi patates alır gibi petshoptan almışlar, veterinerde tüylerini kestirirken veteriner bacağını kırmış, sonra da sahipleri kırık bacaklı tavşanla oğlumuz oynamaz diye veterinere terkedip gitmiş. Allah'tan dostum Milky'nin ilanını bizleri ücretsizce yuvalandıran Petarkadaş'ta görmüş de kızı iyi kurtarmış.  Milky iyileşince kısırlaştırıldı, sonra çaktırmadan kablo kemirdik, İran Kedisi Köpük'ün çim adamını traşladık, elma yuvarladık, çikolata çaldık, kedilerin göz hapsine girdik, şehirlerarası otobüslerde hayvan düşmanlarına inat gizli seyahat ettik, merdivende yukarı aşağı 70 km hızla koştuk, demir topu kızınca dostumun hem bilgisayarına hem de pencereyle kafasına fırlattık, dostum size hergün cevaplar yazarken biz hep yaramazlık peşindeydik. Hadi ben sadece telefon şarjını üçe bölüp, Galatasaray battaniyesini delik deşik ettim ama Milky onun çanta sapını, saç kurutma makinesini ve Macbook mudur nedir üzeri ısırılmış elmalı bir zımbırtısı var işte onun kablosunu kemirmeyecekti (Bilgisayarın üzerindeki elmayı vallahi ben kemirmedim). O nar ayıklama aparatını da kim icat ettiyse ısıracağım, artık çekirdek çalamaz olduk. Bizi de zamanında petshoplardan eşya gibi satın almışlardı ama şunu unutmayın, petshoplardan alınan bizler fazla uzun yaşamayız. Petshop ticareti çok kirli bir ticarettir. Çoğumuz güneş ışığı görmeden yaşamının sonuna kadar bodrum katlarda 3 karış kadar bir kafeste her ay yavru doğurup durur, yavruların 3 aylık olmasını beklemek ne demek, yavrular 25 günlükken annelerinden ayrılır, yemememiz gereken gıdalarla bir an önce büyütülürler, hastalık içinde, bağışıklıkları gelişmeden büyürler çünkü yeterli anne sütü bile içemezler. Sonra siz vitrinde zıplayan yavru, sevimli bir tavşan görürsünüz, sözde onun hayatını kurtarmak için para verip alırsınız. Beni kim yarattı ki hayatımı satın alıyorsun! Ayrıca beni satın alarak iyilik değil, kötülük yapıyorsun, bırak bizi satın alma da şu adamlar iflas etsin, bir daha kimseye hayvan satamaz olsunlar, hayatlarımızla oynamasınlar! Diğer tüm kedi ve köpeklerin hikayeleri de aynı çünkü.. Bir dost istiyorsan önce sokağına bak, yağmurda sırılsıklam olan tekir kediye bak, karda donarak ölen zavallı köpeğe bak.. Bir lokma kuru ekmeğe muhtaç dostlara bak, barınaklara bak, Petarkadaş'a bak.. Tavşanlar bebek gibi derler, çok hassastırlar çok doğru, sevgilim Milky ölünce ben 1 gün bile dayanamadım, kalp krizinden arkasından ben de gittim, onu terketmedim. Ben bu dünyadan göç edeli 5 ay oldu.. Milky olmasaydı ne kadar daha yaşardım bilemezdim ama hayat onunla güzeldi. Bizi de petshoplardan almışlardı, bizi satanlar sadece 3 kuruş için, 100 TL, bilemedin 200 TL için bizim hayatlarımızla oynadılar, biz de diğer petshop hayvanları gibi şimdi toprağın altındayız, 10 yerine sadece 2 yıl yaşayabildik. Dostuma yukarıdan bakıyoruz şimdi de sokak kedileri Tekir ve yavrusu Bekir için koşturuyor. Kıskanıyoruz burada, demir topu atarım vallahi aşağıya..
                                                                                                                  Tawşi

1 Şubat 2015 Pazar

GÜNÜN DOSTU


CEVAP: TAVŞANDA SİVİLCEYE BENZER TURUNCU NOKTALAR






    Merhaba, bunun için yabancı makaleleri araştırdım çünkü çok görülmeyen birşey, pire ısırığı, böcek sokması, gıda alerjisi veya bir deri hastalığı olabilirmiş, kızarıklara fazla dokunmayın ve  iyi bir veterinere götürün derim, veterinerin vereceği krem iyi gelecektir, umarım çok önemli birşey değildir. Pirelerle mücadele için Frontline'ın yavru kediler için olan spreyini alın ve 2-3 ayda bir sırt ve boynuna 3-4 fıs sıkarak 20 dakika yalamaması için oyalayın. Geçmiş olsun. 



30 Ocak 2015 Cuma

ÇİN ve VİETNAM' IN 3 TONLUK İĞRENÇ KEDİ TİCARETİ!!!

3 TON KEDİYİ KESMEK İÇİN KAÇIRDI




         Vietnam’da, Çin sınırından giren bir şoförün kamyonunu polisler çevirdiğinde büyük bir şaşkınlığa uğradılar. Lütfen galeriyi okuyun ve zalim insanoğlunun yarattığı manzaraya bakın;

http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay/91580/2368/1/3-ton-kediyi-kesmek-icin-kacirdi

Tawşi der ki; Bu dünyada yeterli cezayı almıyorsunuz ama öbür dünyada kurufasülye gibi kazanda kaynadığınıza şahit olacağız! Böyle güzel canlara, dostlarımıza nasıl kıyarsınız!!!

GÜNÜN DOSTU

Amber

27 Ocak 2015 Salı

ÇARPAN ÖLÜME TERKETTİ AMA...

Yaralı köpeği sakinleştirip tedaviye götürdü




       Aksaray’da, arabanın çarpmasıyla arka ayağı kırılan köpeğe müdahale eden Hayvan Hakları Koruma Derneği Genel Sekreteri Cemal Doğan, yarasından dolayı saldırganlaşan köpeği önce sakinleştirdi sonra ağzını bağlayarak aracına bindirdi.  İşte o muhteşem kurtarış anının hikayesi ve kareleri ;

http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/galeridetay/91458/4369/1/yarali-kopegi-sakinlestirip-tedaviye-goturdu

Tawşi der ki;  O şerefsiz sürücü mobese kameralarından tespit edilip derhal mahkemeye çıkarılmalıdır! Keşke tüm yurtta da Cemal Doğan gibi iyi ve görevini tam yapan insanlar olsa..

SENİ O DENİZE ATMAK LAZIM!!


Bir Sarıyerli olarak üzüntülüyüm ve utanç duyuyorum, yorumum en aşağıda;


Sarıyer sahilinde poşette köpek cesedi




İstanbul'un Sarıyer İlçesi'nde denizde bir poşet içinde "Terrier" cinsi bir köpek cesedi bulundu. Hayvanın cesedinin üzerinde bir tutam kadın saçı ve kalp çevresinde darbe izlerine rastlandı.

Sarıyer sahilinde, poşete konularak denize atılmış beyaz renkli "Terrier" cinsi bir köpeğin cesedi bulundu. Görgü tanıklarının ifadesine göre, hayvanın cesedinin üzerinde bir tutam kadın saçına ve kalp çevresinde darbeye rastlandı.

Olay, öğle saatlerinde vatandaşlar tarafından deniz yüzeyindeki köpeğin fark edilmesi üzerine ortaya çıktı. Vatandaşlar durumu polis ekiplerine bildirdi. Köpeğin cansız bedeni, ağ yardımı ile sahile çekildi. Olay yerine gelen polis ekipleri konuyla ilgili tutanak tuttu. Görgü tanıklarının ifadesine göre, hayvanın cesedinin üzerinde bir tutam kadın saçına ve kalp çevresinde darbeye rastlandı.

Öte yandan, vatandaşlar 2 gün önce de benzer bir vakayla karşılaştıklarını söylediler. Yine "Terrier" cinsi bir köpeğin, bu kez arka ayakları bağlanarak ve kafasına poşet geçirilmiş bir şekilde denize atıldığını belirten vatandaşlar, o köpeğin de üstünde kadın saçı olduğunu dile getirdiler. 

(Ezgi ÇAPA / İstanbul DHA)

Tawşi der ki; Ey imansız, ey katil, ey beyinsiz!!! Yıl olmuş 2015, nasıl böyle hurafelere inanırsın, sen mi büyü yaparsın yoksa birine mi yaptırtırsın bilmem ama seni buldurtacağım! Ben yıllardır Sarıyer'in  sokak kedi ve köpeklerini besleyip hepsine yuva bulmaya çalışırken senin gibi şerefsizlere rastlamak da varmış.. İnşallah birgün sana da büyü yaparlar da o denizin debini o zavallı masum köpekler gibi sen de boylarsın! Dinimizce büyü yaptırmak ve yapmak en büyük günahtır, bunlara bulaşanlar cehennemliktir, hele bunu bir de bir canlıya işkence yaparak, milleti de bu salaklığa inandırarak, dolandırarak yapıyorsun, hiç mi acımadın bu zavallılara? Bana da beddua ettirttin, Allah belanı versin! Bu arada özellikle Terrier veya küçük cins köpeği olanlar bu dinsiz manyak yakalanana kadar köpeklerine sahip çıksın. Polis ise derhal ceset üzerindeki saçlardan saç sahibine ulaşıp büyü yapan ve yaptıranı bulmalıdır.

GÜNÜN DOSTU