"Ağrım olsa bağıramam, aslan görsem kaçamam, kuyruğu ne de tatlı dersiniz ama avcı vurunca afiyetle yersiniz, çok da üşüdüm, kürkümü geri verseniz.. Tavşanım ben, keşke dostum olsan sen.." (Tawşi)

27 Ekim 2014 Pazartesi

MİMARİ TASARIMDA ÇIĞIR AÇAN 13 HAYVAN TÜRÜ


      Kendilerine inanılmaz derecede zarif yuvalar inşa eden bu hayvanlar, Doğa Ana'nın yarattığı en iyi tasarımcılar olabilir. 
     Pek çok hayvan kolayca diğer hayvan türlerinden koruyabilecekleri, güvenli yuvalar bulma peşindedir. Fakat bazı hayvan türleri sığınak bulmakla yetinmeyip, kendine bir yuva inşa ediyor. Doğa Ana’nın yarattığı en iyi mimarlardan olan bazı hayvan türleri, bilim insanlarının ağzının açık kalmasına sebep olan bazı eserlere imza atıyor.
     Mimari ve tasarımda çığır açan hayvanların ve yuvalarının görüntüleri, National Geographic için çalışan fotoğrafçı Ingo Arndt’ın yeni kitabı “Animal Architecture”da bir araya geldi. İşte 13 örnekte, doğuştan mimar olan hayvan türleri…

1. Hoşsohbet dokumacı
Philetairus socius, yani hoşsohbet dokumacı olarak bilinen bu kuş türü, yalnızca Güney Afrika, Namibya ve Botswana’da yaşıyor.
Komün halinde yaşayan kuşlar, dev yuvalar ‘dokuyor’.
İnce uzun çubuklar ve ot kullanarak dokudukları yuvaları, bozulmadan kalıyor.
Yuvanın en içlerindeki odacıklar, geceleri daha sıcak olacak şekilde yapılıyor. Böylece kuşlar geceyi üşümeden geçirebiliyor.
Yuvaların her birinde, birkaç nesil bir arada yaşıyor.

2. Avustralyalı dokumacı karıncalar
Orta Afrika ve Güneydoğu Asya’da yaşayan dokumacı karıncalar, kendine canlı yapraklardan yuva yapıyor. Larva ipeğini kullanarak yaprakları yapıştırıyor ve birer yuva haline getiriyorlar. Tek bir yapraktan yuva yaptıkları gibi, pek çok yaprağı yapıştırarak yaklaşık yarım metre uzunluğunda yuvalar da dokuyabiliyorlar.
3. Vogelkop çardak kuşu
Erkek çardak kuşları kuşları, çeşitli otları ve çubukları kullanarak kameriye benzeri küçük kulübeler yapıyorlar.
 
Amaçları dişi kuşları kendilerine çekmek ve onlarla çiftleşmek.
Hayvanlar aleminin en mükemmel iç dekorasyoncuları olan çardak kuşları, çiftleşecekleri kuşları çekebilmek için rengarenk meyveler topluyor ve onları bir ahenk içinde yuvaya diziyor.
İronik bir durum ama, dişi kuşlar yavrularını büyütmek için bu yuvaları kullanmıyor.
4. Beyaz pusula karıncası
İngilizcede ‘Compass termite’ adıyla bilinen bu karınca türü, büyük ve çizi gibi yere saplanan yuvalar inşa ediyor.
Bu karınca türüne ‘pusula’ denilemsinin sebebi, yuvalarını kuzey-gün yönünde inşa ediyor olmaları.
Yön bilgileri bu denli hassas olan karıncalar, yuvalarını kuzey-güney yönünde yaparak, aynı ısıda tutmayı başarıyorlar.

5. Bal arıları
Fotoğraf: Bigstock
Bal arılarının tüm hayatı yuvaları etrafında geçiyor.
Salgıladıkları yapışkan madde sayesinde yuvalarını kuruyorlar. Bütün beslenme faaliyetleri ile yavrularını yetiştirme işini de burada yürütüyorlar.

6. Avrupa kırmızı orman karıncası
Avrupa kırmızı orman karıncası, orman zemininde büyük tümsekler yaratıp, yuvalarını da bunun içine kuruyorlar. Bu tümseklerden bazılarının arasında bazı geçitler de bulunuyor. Ana yuva ile ona bağlı oluşan diğer yuvalar, birinden birinde tehlike olması halinde birbirlerine kaçıyorlar.

7. Kırmızı çömlekçi kuşu
Kırmızı çömlekçi kuşu, yuvasını kil ve çamurdan yapıyor. Yaptıkları bu güçlü yuvalar yırtıcılara karşı koruma sağlıyor.
Çömlekçi kuşları yuvalarını terk ettiğinde de, diğer kuşlar bu yuvaları korunma amaçlı kullanabiliyor.

8. Baya dokumacı kuşu
Baya dokumacı kuşları, dikenli palmiye ağaçlarına ve akasya ağaçlarından sarkan, çok zarif yuvalar yapıyor.
Aynı zamanda sulak yerlerin de üzerinde asılı duran yuvalar, böylece yırtıcı hayvanların ulaşımından uzak tutulmuş oluyor.
Bu tip yuvalar genelde koloni halinde bulunuyor ama, diğerlerinden izole, tek başına duran yuvaları bulmak da mümkün.

9. Wasp
Yabanarılarının birçoğu aslında yuva yapmıyor. Bunun yerine tek başına olmayı, hatta asalak yaşamlar sürmeyi tercih ediyor. Daha sosyal olan yaban arıları ise pek zarif, kağıttan yapılma yuvalar yapıyorlar.
Arılar yuva yapımında bitki posası, tükürük, reçine ve başka bazı materyalleri de kullanıyor. Yuvanın görüntüsü, bal arılarının kovanına benzese de, materyali farklı oluyor.

10. Kunduzlar
Kunduzların yaptığı barajlar sayesinde ağaçlık yerler suyla doluyor. Yuvalarına yalnızca su altındaki bir açıklıktan giriş yapılabiliyor. Böylece yırtıcı hayvanlardan kaçınıyorlar ve kışın yiyecek avına çıkmaları da kolaylaşıyor. İnşa ettikleri barajlar devasa boyutlara ulaşabiliyor. Bilinen en büyük kunduz barajı, Kanada’daki Wood Buffalo doğal parkında bulunuyor; barajın uzunluğu yaklaşık 850 metreyi buluyor. Suyun çok derin olduğu durumlarda, yaptıkları oyuklarda yaşamaya devam ediyorlar.

11. Montezuma Oropendola 
Montezuma oropendola adlı kuş, küçük dalları ve otları kullanarak kendine yuva yapıyor. Çoğunlukla, yaklaşık 30 kuştan oluşan koloniler halinde yaşıyorlar.
Kolonide dominant bir erkek bulunuyor ve tüm diğer dişilerle de o çiftleşiyor.

12. Kırlangıç kuşu
Bazı kırlangıç kuşları, pek çok farklı materyal kullanarak kendine yuva yapıyor. Bazısı ise hiçbir şey yapmayıp, terk edilmiş yuvaları benimsiyor.
Bazı kırlangıç türleri ise, yuvalarını öncelikli olarak kendi tükürükleriyle inşa ediyor. Bu yuvaların çok lezzetli olduğunu düşünen ve bunları yiyen insanlar da var.

13. Şayak sineği
Şayak sinekleri pupa evresini geçtikten sonra, etrafında oldukça sert bir koza oluşturuyor. Kozayı çakıl taşlarından, kumdan, deniz kabuklarından ve başka bazı göl ya da nehir yatağında bulunan materyallerden yapıyor.
Bu maddeleri kendi ipeği sayesinde birbirine yapıştırıyor ve sonra da yetişkinlik evresine doğru güvenle kanat çırpıyor.
http://www.radikal.com.tr/radikalist/mimari_ve_tasarimda_cigir_acan_13_hayvan_turu-1220835?utm_source=hurriyet&utm_campaign=xmlservice&utm_medium=haberdetay

            Hala günümüz inşaatçılarının yaptığı pahalı evler, siteler kaba saba ve en kısa süren depremde yıkılırken, bu minik canlıların yaptığı inanılmaz estetik ve sağlam yuvaları görmek aslında onlardan ne kadar geri olduğumuzun da kanıtıdır. Hele ki son acı asansör faciasından sonra..

RTÜK'E, HAYTAP'A, BİMER'E KÜRKLERİ ŞİKAYET EDELİM!

Serenay sarıkaya ve omzundaki ceset!

          Bir sinemacı olarak arada dizi fragmanlarına, reklamlara gözüm kayıyor, her oyuncuda bir kürk detay, bir klima taktırma olayı, Angora tüyü bir kazak.. Sevgili yapımcılar ve yönetmenler, neden artık daha seçici ve duyarlı değilsiniz? Artık kürk mü kaldı? Kürkün bir vahşet olduğunu bilmiyor musunuz? Angora tüyü kazakların Ankara tavşanının ağlata bağırta tüylerinin elle yolunması sonucu yapıldığını bilmiyor musunuz? Klimaların küresel ısınmaya katkıda bulunduğunu, kutup ayıları, fokları ve penguenleri ölüme attığınızı bilmiyor musunuz? Peki siz sevgili oyuncular, kürk yakalı mont, botlarınızı giyip Kanyon AVM'de gezerken aslında cesetlerle gezdiğinizin farkında değil misiniz? Küresel ısınma yaşanırken sanki İstanbul'da Erzurum gibi -40 derece ayaz var.. Siz kürk ve kürklü ürünleri alarak kürkü için daha çok hayvan öldürülmesine teşvik oluyorsunuz ve sizleri takip edenleri özendiriyorsunuz. Yıl olmuş 2014, lütfen artık daha duyarlı olalım.. Özellikle Medcezir dizisinin bir ayara ihtiyacı var gibi, hemen RTÜK, BİMER ve HAYTAP şikayet telefonlarına, maillerine sarılalım! İnanın işe yarıyor, yeter ki sessiz ve duyarsız kalmayalım. Hadi üşenmeyin ben şikayet maili yazmaya başladım bile yan sayfada..

Angora tüyü mont


Ve yine bir kürk yaka..



ÖRNEK OLAY; YALAN DÜNYA DİZİSİ ve KÜRK YASAĞI



      Yalan Dünya dizisinde, varlıklı bir ailenin zenginlik göstergesi olarak kullandığı kürk aksesuar ve paltolar, hayvanseverlerin tepkisine yol açtı. Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) dizi yapımcılarına ve yayımlayan televizyon kanalı yöneticilerine gönderdiği e-postada eleştirilerini sıraladı, bundan sonraki bölümlerde imitasyon dahi olsa kürk kullanılmaması istendi. Akşam'ın haberine göre: Mesajda 'Bu durum telafi edilmezse dizinizi ve kanalınızı doğa dostu olmayan kişi/kurum kabul edip her platformda boykot edeceğiz' denildi. Gönderilen e-postaya resmi bir yanıt gelmedi, ancak ilerleyen bölümlerde, Yalan Dünya ekibi, adeta 'mesajı aldığını' repliğe dökerek kürk giymeyi eleştirdi. Başrolleri paylaşan Gülse Birsel ve Sarp Apak arasında, 'Hiç gerçek kürk alınır mı?', 'Evimizde ceset var', 'O kürkler için hayvanlara neler yapılıyor' gibi diyaloglar geçti.
http://haberkibris.com/yalan-dunyaya-kurk-ayari-geldi-2012-05-01.html




Yolladığım Örnek Şikayet Metnim;

   "Merhaba, Star TV'de yayınlanan Medcezir dizisinin her bölümünde özellikle başrol oyuncusu Serenay Sarıkaya kürk, montlarda kürk detay, aksesuarlarda kürk detay, Angora tüyü mont v.b. kullanarak birçok genç takipçisini bu hayvan vahşetine sürüklemektedir, lütfen diziye gereken uyarı yapılsın ve bir daha kürk kullanılmasın. Teşekkürler."

http://www.rtuk.org.tr/#

bilgi@haytap.org

http://www.bimer.gov.tr/Forms/pgApplication.aspx



KAYIP KEDİM "HACI"


        2009 yılında hayatıma girdi. Evimizin yokuşunu bir akşam çıkarken minicik 3 aylık kadar Tuxedo yani Smokin cinsi siyah-beyaz bir kedi yavrusu miyavlayarak ayaklarıma dolandı, onu ilk defa görüyordum, çok tatlı ve savunmasızdı. Etrafta annesi, kardeşleri yoktu. Evin kapısına kadar takip etti beni. İçeri alıp karnını doyurdum. Çenesinin altında siyah, küçük bir topsakalı vardı, ayrıca kafası mis gibi kokuyordu, bu yüzden ona "Hacı" adını verdim. Hacı o gün 2-3 tabak mama yedi, günlerce aç kaldığı belliydi. Beni annesi yerine koymuştu. Geceleri saçlarımın arasında, hatta bazen anne sıcaklığı için boynumda uyuyordu. Hacı günden güne büyüdü. Artık yetişkin bir kediydi. Evin ağır abisi olmuştu. Yasak ve zararlı olmasına rağmen tavuk yerine tiramisu ve çikolatalı pastayı tercih ediyordu, yanında çikolata yiyemez olmuştuk. Tuvaletini asla evdeki kuma yapmazdı, illa bahçeye yapardı, her sabah 05.00'te yanımdan beni uyandırmamak için parmak uçlarına basarak kalkıp annemin yanına gider, kulağına doğru sessizce bağırırdı. Zavallı annem uyuduğu için bu sefer sırtına çıkar ve sesini daha güçlendirip bağırırdı. Annem "Uyuyorum, git başımdan!" deyince bu sefer patisiyle yanağına güçlü bir tokat atıp Pavorotti sesinin en yüksek tonuyla bağırırdı ve annem asker gibi ayağa dikilirdi. Her gece gülerdim. Gün içinde canı sıkılınca bahçeye gitmek istediği zaman ise "Kapıyı açamayız hava çok soğuk." dediğimiz zaman da İran kedimiz Köpük'ün tüylerini yolup, kovalamakla tehdit eder ve kapıya gider, o kapıyı ille açtırırdı. Çok zekiydi. Pizzaya dayanamazdı, bir büyük pizzanın 4 dilimini bir seferde yerdi, pizzayı gördüğü an delirirdi. Çok garip zevkleri olan bir kediydi. Sofraya bizimle beraber otururdu, sandalyeye oturur, kendi tabağında insan gibi tırnaklarını çatal yerine kullanıp yemek yerdi. Birgün sokakta gezinirken zalim mahlukatlar onu saçmayla yaraladı, o yine direndi, eski gücüne kavuştu. En korktuğum şey sokak köpekleriydi çünkü onlara bile kafa tutardı. Hergün burnunda yeni çiziklerle gelirdi. Mahallenin popülasyonuna da katkıda bulunmadı değil, şimdi heryerde sakallı Smokin kedi görüyorum, hepsi onun akrabaları, torunları..  2011'de bir sabah yine bağırdı, bu sefer elimle ona ben kapıyı açtım, açmaz olaydım, yine tuvalete gitti ve bir daha gelmedi. Ne dirisi ne ölüsü bulundu, hala arıyorum, bulana da ödül vereceğim ama yok.. Öleceğini mi anlayıp gitti, başına birşey mi geldi yaşarken hiçbir zaman öğrenemeyeceğim. O mis kokulu, top sakallı evin erkeğiydi.. Geriye katil bakışlı kızı Junior Hacı ve hergün sarılarak uyuduğu kutup ayısı oyuncağı kaldı.  Ve bir de aşağıdaki komik anıları;

        Hacı birgün miyavlayarak beni çağırır gibi birşey yaptı sonra arka odalara doğru yürüdü. Bir de baktım ki sokaktan kendine benzeyen ufacık başka bir Smokin kediyi getirip arka odaya gardrop üzerine yerleştirmiş, yanına da bir oyuncak fare koymuş. Sonradan anladım ki, kendi kızı, annesi filan da olmadığı için eve getirmiş. Junior Hacı katil bakışlarıyla o günden beri evimizin neşesi oldu. Babasının siyah top sakalını, kuyruğunun ucundaki beyaz ponponla taşımaya devam ediyor.
        Doğumgünümde annem 2 kişilik küçücük kestaneki çikolatalı bir pasta almıştı, tabak çatal almak için mutfağa gittim. Geri geldiğimde pasta ortada yoktu. Sadece yalanan bir Hacı vardı.
        Hacı yazları bizimle yazlığa gelirdi. İzmir'den İstanbul'a dönüşte otobüsün bagajında taşınması için yine uyutan o salak ilaçtan alması gerekiyordu ama Hacı'ya ilaç içirmek kolay mıydı.. Teyzem en sonunda bir sosisin içine hapı sakladı ve önüne koydu. Hacı sosisi yuttu, teyzem yere çömelmiş onu izliyordu, Hacı gidip ağzındaki ilacı "Tuuu!" diye teyzemin yüzüne tükürdü, ben böyle gülmemiştim :))

Hacı'nın küçüklüğü


Yetişkin Hacı ve dostu Köpük yaz tatilinde :)



NEDEN BİR SOKAK HAYVANINA SAHİP ÇIKMALIYIZ?

Bu kedinin kaderi en alttaki kedi gibi olsa kötü mü olurdu?


Onlar Allah'ın yarattığı masum ama kadersiz canlılardır,
Sadece diğer şanslı dostları gibi sıcak bir yuva, yemek ve biraz da ilgi isterler,
Ama onlara bu üç şeyi çok görenler var.
O yüzden onlar artık sadece kışın soğuktan donmayacakları, ıslanmamak için başlarını sokacakları bir kapı eşiğine, haftalardır aç olan midelerinin gurultusunu bastırmak için kuru bir ekmek dilimine muhtaçtırlar.
Onlar insanlara sadece karşılıksız sevgi verir.
En yakınınız sandığınız dostunuz gibi kazık atmazlar, kötü patronunuz gibi küfretmezler, sadakatsiz sevgiliniz gibi aldatmazlar, sizi sonsuz severler, hatta korurlar.
Onların en büyük düşmanları ise yıllardır ölüm barınaklarına tıkıp aylarca aç bırakan, kendi ölülerini yemeye muhtaç bırakan, kan kusturan, hücrelere tıkan belediyeler ile ruh sağlığı bozuk insanlar olmuştur.
İşini gerçek anlamda düzgün yapan kaç belediye vardır sorarım sizlere..
Hangi belediye onlar için ölüm barınağı yerine yaşanılası bir park yaptı?
Hangi belediye başkanı onları koydurduğu o iğrenç yerde yaşardı?
Bu yüzden sizlere çok iş düşüyor.
Mahallenizdeki kedi ve köpeklere sahip çıkın.
Evde artan yemekleri onlara verin.
Civardaki restoranlardan çıkan yemek artıklarını sokak hayvanlarına vermeleri için gidip müdürleriyle görüşün.
Köpekler için klübeler, kediler için ağaç evleri yapın.
Fotoğraflarını çekip ücretsiz sahiplendirme sitelerine koyun ve yuvalandırın.
Kış kapıdayken onların bizlere ihtiyacı var.
Hayvanları seven bir toplumda inanın daha az sorun olur.
Herkes birkaç patiyi donmaktan, ölümden kurtarsa dünya yaşanılası daha güzel bir yer olmaz mı?

Yağan karı sıcak evinden izleyen şanslı kedi

GÜNÜN DOSTU


26 Ekim 2014 Pazar

SOKAK KEDİSİ BOB



     Bugün size gerçek bir hikayeden bahsedeceğim; Londra'da yaşayan evsiz ve rehabilitasyonda olan eski eroin bağımlısı James Bowen sokaklarda şarkı söyleyerek hayatta kalmaya çalışmaktadır, birgün sokakta bulduğu hasta bir sokak kedisini tedavi ettirmek için evine alır ve hayatı bundan sonra değişir. Bob ismini verdiği kedisi iyileştikten sonra her gün onunla Londra'da otobüsle seyahat ettikten sonra sokakta şarkı söylerken ona eşlik etmeye başlar. Bob'un hıkayesi kitap oldu ve Türkçe'ye çevrildi. İki günde bitirebileceğiniz çok güzel, sürükleyici bir kitap. Kitabı okurken ve sonrasında kediniz, köpeğiniz varsa gidin sarılın, oynayın onunla ama dahası, baktığınız bir hayvan yoksa, bir sokak hayvanını beslemeyi deneyin, nasıl sevinecek, nasıl mutlu olacak inanamayacaksınız. Bizlerle karşılıksız, çıkarsız tamamen saf bir sevgiyi paylaşabilen tüm canlılara ithaf edilir Sokak Kedisi Bob..  Keşke heskesin Bob gibi sokaktan kurtardığı bir dostu olsa.. Fotoğraflar ve kitabı almak için link aşağıda;







Kitabı almak için; 

http://www.pandora.com.tr/urun/bobun-dunyasi/316790

http://www.pandora.com.tr/urun/sokak-kedisi-bob/290332


GÜNÜN DOSTU