"Ağrım olsa bağıramam, aslan görsem kaçamam, kuyruğu ne de tatlı dersiniz ama avcı vurunca afiyetle yersiniz, çok da üşüdüm, kürkümü geri verseniz.. Tavşanım ben, keşke dostum olsan sen.." (Tawşi)
edirne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
edirne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2015 Cumartesi

KÖPEĞİ POMPALI TÜFEKLE VURDULAR!

EDİRNE’de, henüz kimliği belirlenemeyen bir kişi, pompalı tüfekle bir inşaatının şantiyesindeki bekçi köpeğini acımasızca vurarak öldürdü. Yere saçılan boş fişekleri toplayan saldırgan daha sonra hiçbir şey olmamış gibi geldiği motosiklete binerek uzaklaştı. Bu anlar şantiyenin güvenlik kameralarınca saniye saniye kaydedilirken, görüntülerin internette paylaşılması üzerine olay, hayvan severlerin büyük tepkisine neden oldu.

Olay, dün kentin en işlek yerlerinden biri olan Kıyık Caddesi çıkışında meydana geldi. Sabah saatlerinde motosikleti kullanan küçük yaştaki bir çocukla yapımı süren tarıma yönelik işyeri inşaatının şantiyesi önüne gelen ve kimliği henüz belirlenemeyen kişi, çuval içindeki pompalı tüfeği çıkardı. Silahlı saldırgan bekçi köpeğinin koşarak kapıya gelmesi üzerine 1 metre yüksekliğindeki tel örgülü kapının ardından gözünü kırmadan 5 el ateş etti. Yaklaşık 2 metrelik mesafeden vücuduna isabet eden saçmalar nedeniyle yere düşen ve can çekişen köpek öldü. 
FİŞEKLERİ TOPLADI

Olayın ardından yere düşen tüfeğin boş fişeklerini oldukça sakin tavırlarla toplayan saldırgan, motosiklete bindi. Motosiklet üzerinde şantiyeye doğru el, kol işareti yapıp bir şeyler söyledikten sonra küçük çocuğun sürdüğü motosikletle olay yerinden uzaklaştı. Şantiye görelileri silah sesleri üzerine polis ekiplerine haber verdi. Olay yerinede incelemelerde bulunan polis, pompalı tüfekle bekçi köpeğini öldüren saldırganı yakalamak için çalışma başlattı.

’ÇOK ÜZÜLDÜM’

Şantiye görevlisi Baki Akar, köpeğin muhtemelen hırsızlık için gelenlere karşı durduğu için öldürüldüğünü söyledi. İnşat içerisinde dolaştığı sırada pompalı tüfeğin sesini duyduğunu anlatan Akar, "Ben arada çalışırken, köpeğin ve tüfeğin seslerini duydum. Geldiğimde motosikletle kaçtılar, hemen polisi aradım. Gelen ekipler inceleme yaptı. Güvenlik kameralarına baktılar, orada zaten her şey görünüyor. Sanıyorum hırsızlık için gelenlere yol vermediği için öldürüldü. Çok sabık bir köpekti yabancıyı inşaata sokmazdı. Üç aydır burada ona biz bakıyoruz. Çok üzüldük o hali hala aklımdan çıkmıyor" diye konuştu. Akar, inşaat sahiplerinin de polise olayla ilgili şikayette bulunduğunu ifade etti.

FABRİKA GÖRÜNTÜLERİ PAYLAŞTI: KÖPEĞİMİZ HUNHARCA ÖLDÜRÜLDÜ

Bekçi köpeğinin vahşice öldürülmesinin yer aldığı güvenlik kamerası kayıtları sosyal paylaşım sitelerine yüklendi. Üzerine ’Şantiyede bekçi köpeğimiz tanımadığımız kişilerce vuruldu. Köpeğimizi bu şekilde vuranların amacı nedir bilmiyoruz’ notu düştü. Kısa sürede yayılan ve binlerce kişi tarafından izlenen görüntülerde köpeğin vahşice öldürülmesi hayvan severlerin yoğun tepkisine neden oldu. Polisin olayla ilgili soruşturması sürüyor.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/29390676.asp
Tawşi der ki; Başbakanın seçim posterini yırtan hemen yakalanmıştı bakalım pompalıyla bir cana kıyan bu psikopat katiller yakalanacak mı, yakalansalar da ceza ödeyip serbest mi kalacaklar, köpek afişten daha mı değersiz göreceğiz. Cumhurbaşkanı miting için 35 ili dolaşıyor peki hiç bu 35 ildeki barınakları dolaştı mı, hayvanların zavallı aç, bakımsız, ölüme terkedilmiş hallerinden haberdar mı yoksa onları gereksiz mi görüyor da haklarıyla ilgili iyileştirmeye yanaşmıyor???

21 Eylül 2014 Pazar

AŞÇI YAHYA BABA ve DİLE GELEN TUNCA NEHRİ BALIKLARI


  Yıllar önce bu olayı bir belgeselde dinlemiştim, inanılmaz etkilenmiştim, çünkü bu gerçek ve ibretlik bir olay, hepimiz bundan ders çıkarmalıyız diye düşünüyorum, eğer okumayı seviyorsanız aşağıya kopyaladım ama dinlemek ve izlemek istiyorsanız üçer dakikalık iki bölümden oluşan çok güzel kısacık bir belgeseli var lütfen izleyin;

http://www.huzuradogru.tv/icerikler/evliyalar-ziyaret-edilecek-yerler/asci-yahya-baba-hazretleri-1_591

http://www.huzuradogru.tv/icerikler/evliyalar-ziyaret-edilecek-yerler/asci-yahya-baba-hazretleri-2_592?sayfa=2

   Yahya Baba namıyla maruf zat, Sultan II. Beyazıd zamanında Edirne’deki Beyazıd Külliyesi’nin aşçılarından biridir.. Arkadaşları, et, sebze, bakliyat vs. pişirir.. Onun ihtisası ise pilâvdır.. Mübarek, işe bir girişti mi, ibadet ettiğini sanırsınız.. “Pirinçleri Salevat getirerek ayıklar, yağını Tekbirlerle eritir, tuzunu Besmeleyle koyar, suyunu ise Fatihalarla döker kazana..” Sonra da gözlerini yumar ve Enbiyayı, Evliyayı, aracı yapar, Allah’tan bereket diler..Onun pilâvı çok lezzetlidir, herkese yeter, hatta artar bile.. Fakat o tek pirinç tanesine bile kıyamaz..
  Artanı Tuna Nehrindeki balıklara atar.. Hikmet-i Hüda, balıklar onun geleceği saati bilir ve köprü başında toplanırlar.. Günlerden bir gün Kilercibaşı Rüstem Ağa bakar ki pilâv artıyor, pirinci kısar.. Ama Yahya Baba kilercibaşına bir kere bile “verdiğin pirinç pilâv yapmak için az” demez!.. Kilercibaşı her gün pirinç miktarını biraz daha eksiltir ama Yahya Baba’nın pilâvı aksine çoğalır.. Gani bir şekilde herkes doyar.. Tuna’nın balıkları bile artanlardan nasibini alır..
   Rüstem Ağa ise bu duruma son derece şaşırmıştır.. Ardından Yahya Baba’yı birkaç gün daha takibe alır ve durumdan iyice emin olunca Padişaha çıkar.. Olayı anlatır ve ardından kanaatini söyler; “Sultanım, bu Yahya Baba bir acayip âdem” der.. Cennetmekân Sultan Beyazıd-ı Veli, Yahya Baba’yı merak eder ve Kilercibaşı ile bir plân yaparlar.. O gün Yahya Baba’ya her zamankinden daha da az, pirinç verilir..O da her zamanki gibi okur, üfler ve Halık-i Zülcelal’den “Halil İbrahim Bereketi” diler.. Pilâv her zamanki gibi çok lezzetli olur, üstelik kazanlara sığmaz..
  Yemekler yenir, Yahya Baba artanları yine yüklenir ve Tuna’nın yolunu tutar.. Nehrin yanına gelir, tam kepçeyi daldırıp artan pilâvı balıklara atacakken bir anda Padişah ortaya çıkar.. “Bre ne oluyor, burada” der.. Ardından sesini daha da yükselterek bağırır; “Ey adam, devlet malını israf mı edersin yoksa?..” Yahya Baba’nın nutku tutulur.. Konuşan dili konuşamaz olur.. Ve esas keramet işte o zaman tecelli eder.. Balıklar kafalarını sudan çıkarırlar ve hep bir ağızdan şöyle derler; “Ey Sultan, koskoca devletin artığını bize çok mu görüyorsun!..” Bunun üzerine, “Aman Ya Rabbi” der, Padişah!.. “Binlerce kere tövbe!.. Ben ne yaptım?.. Senin Yahya kulunu niye böyle üzdüm?..Sen ki, her an isyanda olan günahkâr kullarının bile rızkını gönderen Ulu Allah’sın.. Ben ise sıradan bir kulum.. Bir garip Beyazıd’ım!.. Af eyle beni Ey Yüceler Yücesi..” Yahya Baba bu durum karşısında öylesine şaşırmıştır ki, anlatılamaz..

  Mahcubiyetinden, secdeye kapanır ve gözyaşlarıyla Allah’ına sığınır.. Sultan Beyazıd-ı Veli onun yerden kalkmasını bekler, ancak nafile.. Yahya Baba, ruhunu teslim edip kavuşmuştur Âlemlerin Rabbine..



Bu gerçek olaydan önemli şu iki dersi çıkarabilmeliyiz; artan yemeklerimizi, yemek artıklarını çöpe atıp israf etmeyelim, onun yerine mahallemizdeki aç dolaşan kedi ve köpeklere verelim, sevap işleyelim.