"Ağrım olsa bağıramam, aslan görsem kaçamam, kuyruğu ne de tatlı dersiniz ama avcı vurunca afiyetle yersiniz, çok da üşüdüm, kürkümü geri verseniz.. Tavşanım ben, keşke dostum olsan sen.." (Tawşi)

10 Aralık 2014 Çarşamba

İSTANBUL'UN GÖBEĞİNDE DEHŞET EVİ!

+18


     Fox Haber'in özel haberine göre, gönüllülerden bakım parası almak için sokak köpeklerini evinde toplayan E.K. topladığı köpeklere yemek vermeyince, bahçede açlıktan çaresiz kalan köpekler birbirlerine saldırmaya başladılar. Vahşetin akıl almaz bir boyutunun yaşandığı Küçükçekmece'deki evde, hayatta kalan köpeklerin, ölen köpekleri yedikleri iddia ediliyor.

Tawşi der ki; O ölen ve aç kalan köpekler elbet öbür tarafta sana hesap soracak, öbür tarafta diyorum çünkü ülkemizde köpeklerin maalesef değeri yok, tecavüz edilirler, hakimler it der, kaleciler zehirletmeyi söyler, senin gibi para hırsına bürünmüşler de açlıktan öldürür.. İnşallah sen de onlar gibi aç kalarak ölürsün cani kadın!

http://webtv.hurriyet.com.tr/haber/istanbul-un-gobeginde-dehset-evi-_101066?hid=27743019

GÜNÜN DOSTU


ERKEK LOP TAVŞANI TAVTAV ANKARA'DA YUVA BULDU


       Bu yakışıklıyı görünce hayran kaldım. Kendisi de yeni yuvasını bulmış;

Tavtav

http://www.petarkadas.com/petbul/ilan-yakisikli-otesi-1-yasinda-erkek-hollanda-tavsani-tavtav-icin-yuva-ariyoruz-ankara-photo-2

TAVŞANLAR BİZİ NASIL VE NE RENK GÖRÜR?

Havucu bile göremiyorum yahu.. 


     Gelen bu soru üzerine böyle bir yazı yazmaya, daha doğrusu İngilizce'sinden çevirmeye karar verdim. Tavşanlar bildiğiniz üzere biraz tırsaktırlar çünkü doğada av pozisyonunda bulunduklarından atalarından içgüdüsel gelen bir tırsaklıktır bu, tavşanınız sizi görünce, kucağınıza alınca ble bazen korkabilir, kalp krizi geçirebilir. Çünkü renleri de bizim gibi asla göremezler. İşte tavşanlar ve görme üzerine bir yazı ;

Birçok kişi tavşanının nasıl gördüğünü merak eder. Ya da tavşanınız önüne koyduğunuz yiyeceği neden çok zor görür ve koku yardımıyla bulur? Bir tavşanın görme sistemi tamamen farklı evrimsel baskılar altında gelişmiştir. (Zavallılar :s )  Biz insanlar yani primatlar, maymun kuzenlerimiz gibi binoküler görme ve derinlik algısını veren gözlere sahibiz. Bu aslında ağaçların arasında rahat sıçraması için hayvanlar için tasarlanmıştır.  Ayrıca bizim renleri mükemmel görmemiz ormanlarda olgun meyve ve lezzetli bitkiler bulmak için atalarımızdan gelen yardımcı bir özelliğimizdir. 

Diğer taraftan, tavşanların görme sistemi, hemen hemen her yönden yaklaşan hızlı ve etkili yırtıcıları algılamak için tasarlanmıştır. Gözleri ise onun başının üstünde,  yaklaşık 360 derece görmesi için, kafatası kenarlarına oldukça yüksek yerleştirilmiştir. Tavşanlarbahçede aniden korkmuşsa yukarıdan ya bir uçak veya bir şahin geçmektedir. Siz ise bunu göremeyebilirsiniz bile.. Onlar ise çok ileri görüşlüdür. 

Tavşan bu olağanüstü alan görüşüne karşın yüzünün önünde doğrudan küçük bir kör nokta vardır, ancak ileri yerleştirilen burun delikleri ve büyük kulakları, yırtıcıları tespit etmek için bu küçük alan kaybını telafi eder.  Bir hayvanın binoküler bir vizyona sahip olması için her iki gözün görüş alanı bir dereceye kadar örtüşmelidir. Tavşanın görüş alanındaki bu merkezi kör nokta, yakındaki nesnelerin üç boyutlu bir görünüm almasını ise engellemektedir. Tavşanınız başını yan çevirip ve size baktığında o aslında bir tavşan için mümkün olduğunca düz bakıyordur. Ama düzgün görebilmesi için bu hareketi yapması gerekir. Bildiğimiz gibi, o primatlardaki gibi böyle yakın mesafeden derinlik algısına sahip değildir. 

Peki tavşanlar ne renk görür? Genel olarak, omurgalıların retinalarında fotoreseptör hücrelerinin iki farklı türü vardır. Bunlar çubuk ve konidir. Kozalakların birden fazla koni tipi varsa, onlar da ışık gibi farklı renklerin çeşitli dalga boylarını algılama yeteneğini omurgalılara kazandıran, yüksek çözünürlüklü görüş alanı vardır. Spektrumun kırmızı, mavi ve yeşil bölgelerde maksimum hassasiyeti sağlar. Örneğin, biz insanların üç farklı koni kategorisi var.dır Her koni çeşidi farklı hassasiyetleri gökkuşağının renkleri gibi farklı görünür ışıkları ve dalga boylarını algılamaya olanak sağlar. 

1970 başlarında yayınlanan tavşanlara farklı renkler algılatan davranış çalışmaları, ışığın dalga boylarının bazen ayırtedebildiklerini ortaya koymuştur ama bu sınırlı bir yetenekleri olduklarını göstermektedir. Biz "Yeşil" ve "Mavi" çağrı dalga boyları arasında ayırım yapabiliriz. Tavşanlar, bizim renklerde yaptığımız yeşil ve mavi ayrımını bu şekilde algılamazlar. Bu muhtemelen koni hücrelerinin (mavi ve yeşil) iki farklı kategoride verilen renk görmeyle sınırlı olmasından kaynaklanır. 

Diğer tip fotoreseptör çubuk hücresi, düşük ışık koşullarında yüksek görsel duyarlılık sağlar ama nispeten zayıf çözünürlüğü (yani, bir "grenli" resim) bahşeder. Tavşan retinası, insan retinasına göre konilere oranla daha çok çubuk hücrelere sahiptir.  Bir tavşan, düşük ışık koşullarında bir insandan daha iyi görebilirsine rağmen, onun düşük ışıktaki gündüz görüntüleri daha yoksul çözünürlüğe sahiptir. Bu yüzden de yemek yemek için geceyi tercih ederler. 

Tavşanımızın hareketlerinden bazen de şöyle birşey çıkarırız; "Benim tavşan ya açıkça beni görebiliyor ve sadece dalga geçiyor ya da ben onun için sadece büyük bir bulanıklığım.." Siz şu anda bu sayfayı okurken retinanızın çok küçük bir kısmı ile harfler üzerindeki foveayı çağırdı. Bu retinada yüksek çözünürlüklü koni hücreleri ile sağlanmaktadır, böylece sayfayı çok net görürsünüz.

Tavşanlarda, çubuk hücreler  daha fazla olduğundan daha küçük retina alanları vardır. Ancak, bu alan girintili değildir ve biz ise  çok daha düşük koni yoğunluğa sahibizdir.  Tavşanlarda oluşan resim bize nispeten daha grenlidir. Peki tavşanınız  sizi nasıl tanır? Sesinizden, vücut hareketlerinizden, kokunuzdan.. Böylece tavşan en sevdiği insanı böyle tanıyabilir. 

Tavşanınız bir dahaki sefere size bakarken neden o derin bakışlarıyla, sizi anlamaya çalışıyor gibi bakıyor umarım şimdi anlamışsınızdır.  Çünkü o sizi tam göremiyor ve anlamaya çalışıyor. 

İngilizcesi;  http://www.bio.miami.edu/hare/vision.html



I see dead people..


9 Aralık 2014 Salı

İSTİNYE'DE GENÇ KOPAY SAHİBİNİ ARIYOR!






Bu güzel canı sabahleyin İstinye'de hastane arkasındaki parkta gördüm, 
yaprakların arasında oturmuş bir heykel gibi düşünüyordu. İnanılmaz fotojenik,
 ayrıca hareketleri bir insan gibi.. Yüzü bir Doberman gibi zarif, bakışları delip 
geçiyor, vücudu ise tam bir Kopay.. Boyutu küçük olduğundan apartmanda da 
bakılabilir zaten oldukça sessiz ve uslu. Ya yeni boşaltılan barınaktan gelmiş ya
 da sahibi sokağa yeni atmış, tüyleri bakımlı. Kendisi Recaizade Ekrem İÖO
 civarındadır. Irklarda Kopay seçeneği olmadığından, bakışları da Doberman gibi 
olduğundan Doberman'ı seçtim. O anda yanımda fotoğraf makinesi olmadığından cep 
telefonumla çekip sonra üzerinden tekrar fotoğraf makinesiyle çekip bilgisayara yükledim
 çünkü cep telefonum bilgisayarımla uyumlu değil, yoksa köpeğin rengi inanılmaz güzeldir, 
Doberman kahve-kızıl tonları hakimdir. Köpek bizde değildir, yani İstinye'ye arabanızla, 
kayışınızla gelip siz bulup alacaksınız. Lütfen bu genç köpeğe sahip çıkın.

http://www.petarkadas.com/petbul/ilan-istinyede-genc-kopay-istanbul


GÜNÜN DOSTU


8 Aralık 2014 Pazartesi

GÜNÜN DOSTU


Lina

KÖPEKLERİNİZİ ELEKTRİK DİREĞİNE, SOKAK LAMBASINA BAĞLAMAYIN!

         Gazetelerde görmüşsünüzdür, çok acı bir olay ve bu acı olayı getiren ihmalkarlık, suçlu bir de belediye..


Lina


"İZMİR Karşıyaka’da diyetisyen Güneş Akyıl, önceki akşam saatlerinde, ‘Rottweiler’ cinsi 4 yaşındaki ‘Lina’ isimli köpeğini gezdirmek için, Gode Cengiz Parkı’na geldi.

Arkadaşı ile telefonda konuşan Akyıl, bu sırada köpeği ‘Lina’yı, demir tasmasıyla bir aydınlatma direğine bağladı. Ancak ‘Lina’, kısa süre sonra çırpınmaya başladı.

ELEKTRİK KESİLDİ
Elektrik akımına kapıldığı anlaşılan talihsiz köpeğe kimse yaklaşamayınca, ‘Lina’ çırpına çırpına can verdi. Karşıyaka Belediyesi yetkilileri ile TEDAŞ ekipleri olayın meydana geldiği parkta gündüz inceleme yaptı. Tutanak tutan ekip, benzer başka bir olay meydana gelmemesi için parkta bulunan elektriği kesti. Burası çocuk parkı.. "

Tawşi der ki; Evet çok acı bir olay ama köpeği elektrik direğine bağlayan bir diyetisyen yani bir doktor, kendi çocuğunu o direğe öyle bağlar mıydı? Sonuçta içinen elektrik geçen bir nesne, ayrıca koskoca parkta hiç mi ağaç yoktu? Bence ne kadar üzüntülü d eolsa köpeğin sahibine ihmalkarlıktan ceza kesilmelidir, belediyeye ve başka kimler suçluysa da sahibi oralara dava açmalıdır.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/27728962.asp

6 Aralık 2014 Cumartesi

SAÇMA SAPAN YİYECEKLER, ZAVALLI HAYVANLAR

        Aşağıdaki linkte birçok zavallı hayvanın yemeği var, hem de ülkemizde satılan.. Beni en çok üzenlerin başında, nesli tükenmekte olan zavallı mavi yengeç, Müslümanların yemesine uygun olmayan salyangoz, evimin dibinde tavşan eti satan av lokantası ve zavallı canlı kurbağaların canlı canlı bacaklarının bedenlerinden koparımasıyla oluşan kurbağa bacağı.. Bizler Müslümanız, bunların zaten birçoğunu yemek dinimizce olmaz, hadi Müslümanlığı geçtim, o zavallı tavşanlara nasıl kıyarsınız? Av eti satışı yapan lokantaya bizzat el atacağım, av mevsimi dışında da kesin hayvan avlanıyordur.. Bunu haber yapan Hürriyet'e de yazıklar olsun..

http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay/89673/2368/9/en-tuhaf-10-yemek

GÜNÜN DOSTU


5 Aralık 2014 Cuma

GÜNÜN DOSTU


ÇOCUKLAR TAVŞANLARI TANIYOR


    Çocukların tavşanları tanımaları için sesli bir video hazırladım. Tabi pek video denilemez, biraz hasta olduğumdan tek fotoğraf koydum ama yakında bol fotoğraflısını da eklerim :)

http://www.youtube.com/watch?v=5BYPgWzQrf0&feature=youtu.be

4 Aralık 2014 Perşembe

GÜNÜN DOSTU


ANASINIFLARI İÇİN TAVŞAN SUNUMU



Anasınıfı ve ilkokul çocuklarına göre seslendirmeli ve fotoğraflı şöyle bir slayt veya video show sunumu hazırlayabilirsiniz;

Benim adım tavşandır. ben evcil bir hayvanım.
Ömrüm 7-12 yıl arasıdır.
Rengarenk kürklerimiz vardır. Beyaz, kahverengi, siyah, gri ve benekli türlerimiz vardır.
Bazılarımızın kulakları dikken, bazılarımızınki aşağı doğrudur. (Yeni Zelanda ve Lop Tavşanı)
Hepimizin kuyruğu top gibidir.
Bazılarımız daha büyükken (Alman Dev Tavşanı), bazılarımız daha küçüktür (Hollanda Lop Tavşanı).
Gözlerimiz rengarenktir, Siyah, gri, mavi ve kırmızı renkte gözlerimiz vardır.
Dağlarda, kırlarda, ormanlarda yaşarız. Bazılarımız ise evlerde yaşar.
Tavşanlar kafeste bakılmaz, geniş alanlarda koşmayı severiz, kafeste yaşarsak hastalanıp ölürüz.
Su içeriz, kuşlar gibi tahıl, atlar gibi ot ve saman yeriz, 6 aylık olduktan sonra da sebze ve meyve de yeriz. Biz otçul hayvanlarızdır, asla et yemeyiz.
Bebekken anne sütünden başka şey içmeyiz, annem ölmüşse bana asla inek ve koyun sütü vermeyin sadece keçi sütü içebilirim. Ama siz hergün inek sütü için çocuklar.
Kemirmeyi çok severiz. Dişlerimiz çok uzamasın diye devamlı tahta ve ot kemiririz.
Biz evde koşarken etrafta kablo, gazete, poşet bırakmayın yoks ayanlışlıkla onları da kemirir ve hastalanırız.
Çok hızlı koşarız, yokuşları hızlı koşmamız çok meşhurdur.
Ülkemizin en meşhur tavşanı Ankara'da yetişen Ankara Tavşanı'dır. Ankara Tavşanı büyük ve uzun tüylüdür. Tüm dünyaya ise Angora Tavşanı diye buradan yayılmıştır.
Sizin gibi ben de doktora giderim ama benim doktoruma veteriner denir. 3 ayda bir tırnaklarım uzar ama siz her hafta tırnakalrınızı kestirin çocuklar.
Yıkanmayı hiç sevmem çünkü ben kedi gibi yalanıp hergün temizlenirim, beni sakın yıkamayın. Ama siz hergün okuldan eve dönünce yıkanmayı unutmayın çocuklar.
Hergün tüylerimin taranmasını çok severim. Yaz ve kış mevsimlerinden önce yılda 2 kez tüy dökerim.
Ayaklarımı hızlıca yere vurursam bir tehlike var demektir, depremi ise çok önceden hissederim.
Bana asla abur cubur vermeyin. Pasta, çikolata, şeker, kola gibi şeyler bana zarar verir. Siz de bunlardan yemeyin çocuklar. benim gibi sağlıklı şeyler tüketin.
Diğer hayvanlar yemek için bana saldırır, beni asla kedi ve köpeklerle başbaşa bırakmayın.
Gürültüyü hiç sevmem, beni strese sokar ve korkutur. Siz de yüksek sesli müzik hele kulaklıkla hiç dinlemeyin, sağlığa zararlıdır.
Korktuğum zaman ya da canım acıdığında sizin gibi çığlık atarım.
Mutluyken etrafınızda dönerim, daire çizerim.
Sinirliyken köepk gibi hırlarım ve çok azcık da sizi ısırırım.
Isırdığım zaman hastalanmazsınız, birşey olmaz korkmayın.
Ben oyuncak değilimdir, sizin gibi duygularım vardır, beni sakın incitmeyin.
Kucağa alınmayı hiç sevmem ve korkarım.
Sihirbazların gösterilerde şapkadan tavşan çıkarırken kulaklarımızdan tutması canımızı çok acıtır, bizi kedi gibi iki elinizle göğüs ve sırtımızdan destekleyerek tutmanız gerekir.
Kemiklerimiz çok narindir, yüksekten düşer veya zıplarsak kemiklerimiz kırılabilir. Bizi yükseğe koymayın.
Bizi görmek için hayvanat bahçelerine ve sirklere sakın gitmeyin, oralarda bize iyi bakmıyorlar. Biz doğada yaşamayı seviyoruz.
Lütfen bizim kürkümüzü montlarınızda ve ayakkabılarında, şapkalarınızda kullanmayın, çünkü kürkümüzü kullanmak için bizi öldürürler. Benim ölmemi ister misiniz?
Bizi sakın evcil hayvan satılan pet shoplardan parayla satın almayın, biz mal değiliz, sizin dostunuzuz. Sokağa ve hayvan barınaklarına terkedilmiş o kadar çok hayvan var ki lütfen buralardaki dostlarımıza yuva açınız.
Bana evinizde bakıyorsanız beni asla sokağa terketmeyin, ben sokakta yaşayamam.
Beni terkederseniz çok üzülürüm ve ölürüm. Ben sizin dostunuz küçük bir tavşanım. Sizi çok seviyorum.


Çocuklara özel seslendirmesini de buraya yapıp yükledim;

http://www.youtube.com/watch?v=5BYPgWzQrf0&feature=youtu.be








3 Aralık 2014 Çarşamba

PET SHOP'TAN KURTARDIM



      Benim böyle birşey yapacağımı düşünmüyorsunuz herhalde.. Ama bu cümle çok tanıdıktır, özellikle Petarkadaş sitesinde  yaygındır, cins bir kedi köpek yavrusu vardır, fotoğrafının yanında sözde sahibi bu cümleyi yazmıştır; "Pet shoptan kurtardım, çok hastaydı, çok masum bakıyordu, çok kötü koşullardaydı.." Evet öyle çünkü sizin almanız için.. Zaten siz almasanız sizin gibi binlercesi olmayacak ve bu kirli ticaret döngüsü bitecek. Siz onlara acıdıkça pet shop sahiplerinin de cüzdanları kabarıyor. Ayrıca o yavrular nasıl ortamlarda doğuyor? Çiftliklerde mi? Yalan.. Çok kötü bir yerde çok kötü bir bodrum katı düşünün, kedi veya köpekler buralarda gün ışığı görmeden sürekli doğum makinesi olarak kullanılıyor, hele tavşanlar, en çok olan onlara oluyor çok sık ve çok sayıda yavruladıkları için.. Kediler, köpekler, tavşanlar.. Sürekli doğum sürekli doğum.. Bu arada bırakın günışığını ne güzel bir yemek veriiyor, ne de kaldığı yer geniş.. Minicik kafeslerdeler.. Sonra hastalıktan, bakımsızlıktan ölüyorlar zaten birer doğum makinesi olarak.. Sırf siz acıyıp da pet shoptan o yavruları satın alın diye ne canlar ölüp gidiyor farkında değilsiniz. Doğum makinesi olarak kurtarılan bazı kedi köpeklere ratladınız mı hiç?  3 yaşındaki bir hayvan en az 15 yaşında gözükür ve tüyleri kirden çitişmiş, gözleri ağlamaktan şişmiş, türlü türlü hastalığı vardır, sadece ölmek istiyordur. Kadınsanız bir an kendinizi onların yerine koyun; iğrenç biryerde 2 m2'lik bir odadasınız ve 9 ayda br doğum yapıyorsunuz çünkü sürekli farklı erkekler gelip tecavüz ediyor sonra doğan çocuğunuz süt bile içmeden satılmak üzere hemen elinizden alınıyor. İşte olay bu.. Onlar da canlı ve başlarına gelen de bu..  Sırf siz küçük çocuğunuzu kırmayıp o yavru köpeği alasınız diye, sırf sevgilinize o yavru kediyi verip gözüne girmeniz için, sırf 3. gün bakamayacağını anladığı o tavşanı hediye etmeniz için.. Peki aldığınız hayvanlar.. Onlar da bu anne babalrdan doğdukları için onlar da tüylü türlü hastalıklarla doğuyorlar ve 1 yaşına bile gelmeden çoğunluğu ölüyor, küçücük kafeslerde günlerce aç susuz üst üsteler, çoğu anne sütü nedir bilmiyor bu yüzden de asla bağışıklık sistemi gelişmeyecek, enerjik görünmeleri için ise sürekli iğneler yiyorlar, sırf size oyunlar yapsınlar, karın açlıklarını unutup bir an önce satılsınlar diye.. Peki gerçekten çok ağır hasta olanlar satılmazsa.. Uyutuluyorlar yani iğneyle öldürülüyorlar. Çünkü amaç belli, sadece üretici ve pet shop sahibi para kazansın.. İstanbul Kadıköy'deki petshoplarda artık hayvan satışı yasak ama bu kural başka hiçbir yerde yok.. Akmerkez olsun, Eminönü'ndeki Çiçek Pazarı olsun kirli hayvan satışı heryerde devam ediyor ve devlet birşey yapmıyor. Lütfen bu kirli ticarete ortak olmayın. Sokak ve barınaklarda zaten oradan alınıp tekrar sokağa atılan zavallı hayvanlar kaynıyor. Bir dost arıyorsanız sokak veya barınaktan, olmadı Petarkadaş gibi bir yerden ücretsiz olan hayvanlara yuva açın. Ama unutmayın, öncelik sokaklar ve barınaklardaki dostlarımızdadır. 

GÜNÜN DOSTU


2 Aralık 2014 Salı

GÜNÜN DOSTU


SAHTE UGG BOTLARINIZ İÇİN KÖPEKLER ÖLDÜRÜLÜYOR!

Kürkü için ölümünü bekleyen bir rakun..


    Çok şükür o deve tabanına benzeyen UGG modasından kurtulduk ama hala kurtulamayanlar varsa ve koyun derisinden yapılan gerçeğini almıyorlarsa lütfen okusunlar;
   İmitasyon olan ucuz Ugg botları genelde Çin'de yapılmaktadır ve deri olarak da sahipsiz sokak köpekelri kullanılmaktadır. Ayrıca bunları kılıfına uydurmak için suni deri de denilmektedir. Kısacası sahte bir Ugg alıyorsanız en az 4 köpeğin ölümünde sebep oluyorsunuz demektir. Peki dışındaki o kürkler ne? Onlar da ölümüne sebep olduğunuz köpeğin kürkü, zavallı ormanda yaşayan masum rakunun kürkü, ayrıca bir de evinizde beslediğiniz Tekir ve Pamuk var ya, onların Çin'deki kardeşlerinin kürkü.. Çin'de kedi ve köpekler bu kadar değersiz işte.. Osmanlı soylarını kazıyamadı, öbür tarafta benden çekecekleri var o canilerin.. Modanın esiri değil, tüylü tüysüz tüm dostlarınızın koruyucusu olun.. Yukarıdaki rakuna ne mi oldu? İşte fotoğrafı;


Lütfen okuyun;

http://cennetbebekleri.blogcu.com/modaciyim-sahte-ugg-botlara-karsiyim/13100096

http://www.dailymail.co.uk/femail/article-2059631/The-dogs-dying-fake-UGG-boots.html

1 Aralık 2014 Pazartesi

TAVŞANIN GÖZÜNDE AKINTI OLMASI



Soru: Tavşanmın davranıışlarında bir değişiklik yok gibi ama gözünün biri akıntı yapıyor.


Cevap: Gözüne toz kaçmış olabilir, bulunduğu ortam tozlu olabilir, alerjisi olabilir, üşütmüş olabilir, egzama veya mantar başlangıcı olabilir ve daha birçok sorun da akıntı yapabilir. Akıntı devame eder, artarsa hemen veterinere götürün. Vücudunun başka eyrlerinde tüy dökülmesi, pati altlarında be burun kenarında kızarıklıki kabuklanma var mı kontrol edin, gözüne pamuğu alıp oda sıcaklığındaki süte batırın ve günde 2 kez sabah-akşam çok bastırmadan silin, şekersiz demlenmiş oda sıcaklığındaki soğutulmuş çayla da yapabilirsiniz. Veteriner göz damlası da verebilir. 

GÜNÜN DOSTU