"Ağrım olsa bağıramam, aslan görsem kaçamam, kuyruğu ne de tatlı dersiniz ama avcı vurunca afiyetle yersiniz, çok da üşüdüm, kürkümü geri verseniz.. Tavşanım ben, keşke dostum olsan sen.." (Tawşi)

24 Temmuz 2012 Salı

TAWŞİ İLE BAHÇEDE BİR GÜN

         Tavşanlara temiz hava aldırmanın ne kadar önemli olduğunu daha önceki bir yazımda bahsetmiştim. Şimdi de bunu fotoroman tarzı fotoğraflarla örnekleyelim :) 


Belgrad Ormanı gibi etraf yeşerdi birden, noluyor yaw?


Vallahi bahçedeyim :)


Dut yerine bir daha elma ağacı dikin!


Elma ağacı yok mu la koca bahçede?


Bir hışırtı mı oldu?


Vallahi bir hışırtı oldu!


Dur bir de geniş plandan bakın :)



 Bir kedi gördüm sanki!


GDO'lu sıçaaaaaaaaaaan!  :DD


23 Temmuz 2012 Pazartesi

Komşumuz Ponpon Öldü :'(

        

          Size bayılarak anlatıığım şişko komşumuz Aslanbaş cinsi Ponpon maalesef öldü. Hala inanamıyorum, onu Tawşi gibi sevmiştim ve sahibine çok kızıyorum. Olayı anlatacağım ki ne olur sizler aynı hataya düşmeyin..
          Olay 21 Temmuz Cumartesi günü yaşanmış. Ben evde yoktum. Annem arada yan apartmanda oturan Ponpon'u ziyarete giderdi. Cuma annem yine onlara uğramıştı; "Ponpon'un önü sebze meyve dolu, yazık hayvana çok yediriyorlar, bir de bugün otoparkta arabaların aralarında dolaşıyordu." dedi. Ben de sinirlenip; "Nee, başıboş mu salmış! Zaten yanlış besliyor, sürekli meyve verilmez ki, ölürse çok ağlar.." dedim. Annem dün gece Ponpon'un mamalarıyla ağlayarak yanıma geldi; "Ölmüş.."
          Kadın ve eşi gündüz çalışıyorlar ve kadın tavşanını herhalde bir sokak köpeği sandı.. Ben kedimi bile çok dikkatli çıkarırken tavşan sokağa salınır mı.. Etraf sokak köpeği dolu, kediler, martılar var, arabalar ve insanlar kol geziyor..  Daha üzüldüğüm şey ise sahibi işten gelince aramış taramış onu bulamamış, en sonunda bizim bahçeye bakmış, Ponpon bizim kapının önünde yatıyormuş. Sahibi geldiğinde gözleri açıkmış, onu gördükten sonra ise gözlerini kapamış. Belki de benden ve Tawşi'den yardım istedi ama ben yoktum :(  Köpek mi boğdu, biri mi ezdi, şoka mı girdi bilmiyorum, neden mi, işte en acısı da bu; sahibi o an 5 dakika ötedeki bir veterinere bile götürmemiş, Allah bilir canlı canlı gömüldü :'((  Ponpon, seni çok sevmiştim, keşke seni isteseymişim sahibinden o gün ama vermezdi ki.. Daha parkta Tawşi ile fotoğrafını çekip koyacaktım buraya.. Seni ilk ve son görüşüm oldu ama hiç unutmayacağım o tombiş tatlı tavşanı.. Umarım sahibi başka bir hayvan beslemeye kalkmaz..

7 Temmuz 2012 Cumartesi

Çocuğunuzun mutlaka tüylü bir dostu olsun


                                                                 

       Haberleri açıyorum; o onun kafasını kesmiş, biri karısını doğramış, öteki kediyi köpeğe yedirmiş, başkası köpeği öldürmüş.. Savaş mı çıktı, ne oluyoruz? Sanırım kıyamet vakti alametleri bunlar. Haber bülteni sonunda her gün en az rahat 20 ölü çıkıyor. Mezar taşı işine girse insan parayı kırar bu devirde.. Özellikle her gece 23.15'te Flash TV Gece Hattı'nda ölüleri sayıyorum va şoka giriyorum çünkü detaylı ölüm haberleri yer alıyor ve insanlar çıldırmış olmalı diyorum.
       Herşeyin başında tabi ki eğitim var. Siyaset Meydanı'nda gibi konuşmayacağım ama şunu söylemek istiyorum; ana sınıfı ve ilkokulda çocuklara verilen hayvan sevgisi maalesef çok yetersiz. Sırf kitaptan işlenerek zaten olmaz. Ama derslerde bu öne çıkarılmalı. Yurtdışında ilkokulda hayvanını sınıfa getirip tanıtma dersi bile var. Burada öğretmenlerden çok anne babalara çok iş düşüyor. Benim 5 yaşından beri kedisiz bir günüm geçmedi. Kedi besledim de başım göğe mi erdi, hayır ama hayvan besleyen bir çocuk paylaşmayı öğrenir, sevgi dolu olur, merhamet eder, daha duygusal büyür, acımayı bilir, incitmemeyi, üzmemeyi öğrenir, sorumluluk sahibi olur, bunu hayvanlara karşı yapınca bitkilere de böyle davranır, doğayı sever ve en önemlisi de ileride insanlara karşı bu şekilde iyi davranır. Katillere dikkat edin, bir insanı öldürmeden önce genelde mutlaka öncesinde bir hayvanı bilinçlice öldürmüştür. Tabi çocuğunuza hayvan alıp, biraz bunları aşılayıp sonra tatile giderken hayvanı terk edip gidin demiyorum, çocuğun hayvan ölene kadar onunla birlikte büyümesinden bahsediyorum. Ayrıca hayvanının ölümünü yaşayan bir çocuk ileride kendi ebeveynlerinin ölümünü de daha kolay karşılayacaktır. Balık, kuş, kedi, köpek, tavşan, hamster, kaplumbağa.. Özellikle de barınaktan onun seçeceği bir hayvan, onun bu yönde olumlu gelişimine katkı sağlarken, o terk edilmiş hayvanı besleyen aileye de büyük bir sevap sağlayacağını düşünüyorum. Tabi devlet de yasalarda değişiklik yapıp şu apartmanda hayvan besleme olayına karışmayıp, düzgün yasalar çıkarmalı.. Zaten dediğim gibi, başta çocukların hayvanı olsa, ilerde büyüdüklerinde imza toplayıp zavallı bir hayvanı apartmandan atmazlar, ailesinden ayırmazlar.. Çocuğunuzun mutlaka her zaman evcil bir hayvanı olsun..
















































































Çoraptan tavşan giysisi






              Küçük köpekler için tasarlanmış bu olayın küçük ya da zayıf tavşanlara göre de olabileceğini düşünüyorum. Gerçi Tawşi şimdiden kedi tasmasına zor sığar hale geldi :)  Hayvanları insan gibi giydirmeye karşıyım, tavşanlar da çok üşümezler ama sırtına metal bir parça ya da halka anahtarlık ucu dikip, yapı marketlerden ucuza kestirip satın alabileceğiniz 1-2 mt. zinciri (veya hazır kedi köpek kayışını, çanta sapını) ucuna takıp tavşanınızı soğuk günlerde daha güzel bir şekilde gezdirebilirsiniz. Kemirmemesine karşı dikkat edin, kemirirse kullanmayın :)




                           Çok tatlılar :)

27 Haziran 2012 Çarşamba

Komşumuz Ponpon


(Ponpon bu arkadaşa benziyordu ama daha göbekli ve tatlıydı)

            Bugün eve doğru yürürken evin önündeki parkta çimen ve kuru otlarda zıplayan şişko birşey gördüm. Gözlerime inanamadım. Yanında ayakta gözetleyen sahibi hanımefendiye;

-"Tavşan mı o? Vallahi tavşan, iki dakika bekleyin, hemen evden birşey kapıp geliyorum."

          Tawşi'yi kapıp yanına koştum. Komşumuz Ponpon imiş, ama ismini hakediyor, hem de ne ponpon.. Aslanbaş idi, beyazdı, gözleri etrafı sarı, çok tatlıydı maaşallah.. Tabi sahibi de Tawşi'yi görünce çok şaşırdı, o da hep bir tavşan besleyen birilerini arıyormuş. Ponpon bir kuçu gibi geziniyordu. Tabi Tawşi evimizin önündeki parka alışkın değildi, sadece ev ve bahçede geziyordu. O yüzden hep tetikteydim. Ponpon, Tawşi'ye bayıldı, sürekli koklaşmalar, koşuşturmalar.. Hem de ikisi de erkek.. Ponpon 8 aylık olmasına rağmen, yani yaşıt olmalarına rağmen bizimkinin 2,5 katıydı sonra duyduk ki ne bulursa mideye atıyormuş. Tulum Hayri'den halliceydi. :DD  Sonra bizi aşağıdan gören çocuklar yanımıza geldi, olran da hep 3-4 normal tavşan beslediklerini ama ailelerinin etrafı kirlettiği, ablasının yatağına çiş yaptığı için başkalarına verildiğini söylediler ve çok üzüldüler. Ama bizimkileri çok farklı ve güzel buldular. Sonra bir nine ve torunu geldi. Nine: "Bunları kessiyoğnuz muu?" deyince şoka girdik. Bir yandan da sokak köpeği Garip tavşanlara yanaşmaya çalışıyordu, ibr o eksikti. O sırada  bir kız çocuğu aniden koştu, Tawşi de strese girip korktu ve beni feci bir şekilde tırmaladı. Sonra da Ponpon strese girip Tawşi'nin boğazına sarıldı, ayırmaya çalışırken Tawşi birden öyle bir çığlık atmaya başladı ki hani ölürken atarlar derler ya hep, aynı o ses.. Ben korkudan şoka girdim boğazına birşey yaptı diye.. Hemen inceledim birşey göremedim, sakinleşsin diye taşıma kabına koydum, zemininde ise kan gördüm, tavşanıma birşey oluyor diye korkudan ölecektim, bir de baktım ki benim elimdeki çizikten damlıyor. Ohh dedim. Ponpon ve annesi ile vedalaşıp hemen eve koştum, kalbi çok atıyordu. Hemen leğenine koydum. Bir süre sonra sakinleşti. Ben de Tawşi'ye bir dost arıyordum ama anladım ki biraz zor..
           Kısacası, tavşanınızı başka tavşanlarla tanıştırırken çok dikkatli olun, hele diğer tavşan oldukça iri ve ikisi de aynı cins ise :)



      

17 Haziran 2012 Pazar

Tavşanınızı korkutmayın! Şoka girmesin..

 


       Biraz önce Tawşi, bugünkü keşfi olan, gitmemesi gereken dar bir dolabın arkasına girdi, korkup onu yakaladım, başına birşey gelmesin diye.. O da sanırım korkup çok çok hızlı nefes alıp vermeye başladı, kalbi inanılmaz hızlı atıyordu, gözleri biraz değişik bakıyordu. Ayağa kalkabiliyor, normal hareket edebiliyordu ama zaten tavşan olduğu için hızlı atan kalbi onun 2-3 kat üstüne çıkmıştı, sanırım şoktaydı. Bir petshop, hava sıcaklığı neyse, onun tersi sıcaklığı suya atıp şoku şokla yok et demişti ama onu yapamazdım, ya doğru değilse.. Hemen nete baktım, benzer konu bulamadım. Veterinere götürsem anlamaz.. Saat de sabah 06.00. Sakin duracağı, güvende hissedeceği leğenine koydum. Şu anda çok daha iyi tabi ki, sakinledi ama şunu söylemek gerekirse, onlara çok ani hareket yapmayın, kedi gibi düşünmeyin asla.. Onlar çok ama çok narinler..  :(

15 Haziran 2012 Cuma

SICAK HAVALAR, ISI ÇARPMASI, ŞOK ve TAVŞANLARIN KORUNMASI

        


         Yaz aylarının bunaltıcı sıcağının gelmesiyle özellikle evlerimizdeki popuduklar biraz bunalabilir. Çünkü onlar için uygun en üst hava sıcaklığı 25 derecedir ve ısı bunu geçerse zor anlar yaşayabilirler. Tavşanların vücut ısısı ortalama 38,5-40 derecedir ve bizden bayağı farklıdırlar. Onlar yüksek sıcaklıklara dayanamazlar. Solunumları hemen etkilenir ve tavşanınız bayılabilir. Böyle bir ısı çarpmasında tavşanınızı asla buzlu veya soğuk suya sokmayın. Islak bir havlu ile sarıp acilen veterinere götürün. Isı çarpması yaşayan tavşanların gözleri cam gibidir, nabzı çok zayıf atar  ve tavşan şoktadır. Mutlaka onları güneşten korumalı, evde vantilatör ve klima kullanmalısınız. Kullanırken de asla tavşanla direkt temas etmemelidir. Örneğin; vamtilatörü açtığım an Tawşi hemen gidip karşısına kuruluyor ve saçlarını uçuşturuyor pöfür pöfür ama ben hemen vantilatörün yerini değiştiriyorum yoksa onu çarpar ve veterinerlik oluruz ki bu en son isteyeceğim şeydir, malum veterinerler tavşan bilgisiyle bir dolular bir dolular..